Kendi işini kuran hemen herkes randevuları WhatsApp'tan almaya başlıyor. Mantıklı da: herkeste var, ayrıca bir şey öğrenmek gerekmiyor, ilk danışan geldiğinde hazır bir sistem kurmakla uğraşmıyorsun.
Sorun WhatsApp'ın kötü olması değil. Sorun, randevu sayısı arttıkça yaptığı işin değişmesi.
Aslında ne oluyor
Bir randevunun WhatsApp üzerinden kesinleşmesi genelde şöyle ilerliyor:
Danışan yazıyor, ne zaman müsait olduğunu soruyor. Sen takvimine bakıyorsun, üç seçenek yazıyorsun. Danışan birkaç saat sonra cevap veriyor, ikisi olmuyor, üçüncüsü olabilir diyor. Sen o arada başka birine aynı saati önermişsin. Geri dönüp düzeltiyorsun. Sonunda anlaşıyorsunuz, sen takvimine elle ekliyorsun.
Bu döngü bir randevu için birkaç dakika. Haftada üç randevu alıyorsan fark etmiyor. Haftada on beş randevu alıyorsan, sadece randevu ayarlamak için ciddi bir zaman harcıyorsun ve bu zamanın karşılığını almıyorsun.
Görünmeyen dört maliyet
Çakışma riski. Aynı saati iki kişiye önerdiğinde ya da kendi takvimindeki bir işi unuttuğunda çakışma oluyor. Bunu fark ettiğinde birinden özür dileyip saat değiştirmen gerekiyor. Bu, danışanın gözünde en çok güven kaybettiren şeylerden biri; çift rezervasyonun nasıl önlendiğine ayrı bir yazıda baktık.
Cevap bekleme süresi. Danışan mesajı gece yarısı atıyor, sen sabah görüyorsun. Sen saatleri yazıyorsun, o öğleden sonra bakıyor. Bir randevunun kesinleşmesi bazen iki gün sürüyor. O iki günde motivasyonu düşen ya da başkasını bulan kişi oluyor.
Ödeme ayrı bir konuşma. Randevu kesinleştikten sonra bir de ücret konuşması yapman gerekiyor. IBAN gönderiyorsun, dekont bekliyorsun, kontrol ediyorsun. Ödeme almadan randevu veriyorsan, gelmeyen danışan riski tamamen sende kalıyor.
Zihinsel yük. WhatsApp'ta randevu takibi, konuşmaların arasında kayboluyor. "Şu kişiye saat vermiştim, onayladı mı" sorusu kafanın bir köşesinde duruyor. Bu yükü fark etmek zor çünkü yavaş yavaş birikiyor.
WhatsApp ne zaman yeterli
Yeterli olduğu durumlar var, abartmaya gerek yok:
Haftada birkaç randevu alıyorsan ve danışanların çoğu tanıdıksa, sistem kurmak zaman kaybı olur. Randevuların düzenli ve tekrarlayan bir yapıdaysa, mesela aynı danışanla her salı görüşüyorsan, zaten ayarlanacak bir şey yok. İşin randevu bazlı değilse ve görüşmeler istisnaysa, yine gerek yok.
Kural şu olabilir: randevu ayarlamak için harcadığın zaman, haftada bir saati geçmeye başladıysa değiştirmenin vakti gelmiş demektir.
Link ne değiştiriyor
Randevu linki, yukarıdaki döngüyü tek adıma indiriyor. Danışan linke giriyor, senin gerçekten boş olan saatlerini görüyor, birini seçiyor, ödemesini yapıyor. Sen sürecin hiçbir adımında yer almıyorsun.
Buradaki kilit nokta "gerçekten boş olan saatler" kısmı. Link, takviminle bağlıysa senin başka bir işin olan saat zaten görünmüyor. Çakışma imkânsız hale geliyor, çünkü iki kişi aynı saati seçemiyor.
Ödeme de aynı adımda tamamlandığı için ayrı bir konuşma kalmıyor.
Geçiş yapmak WhatsApp'ı bırakmak demek değil
Çoğu kişi bu ikisini karşıt sanıyor ama değiller. WhatsApp iletişim için kalıyor, randevu ve ödeme linke geçiyor.
Pratikte şöyle işliyor: danışan sana yazıyor, sen "şu linkten sana uyan saati seçebilirsin" diyorsun. Danışan seçiyor, ödüyor, randevu takvimine düşüyor. Görüşme öncesi ya da sonrası bir şey konuşmanız gerekirse yine WhatsApp'tan konuşuyorsunuz.
Fark, karşılıklı mesajlaşarak yapılan saat pazarlığının ortadan kalkması.
Takvy bu konuda ne yapıyor
Takvy'de her danışmanın kendi randevu linki oluyor. Bu link Google Takviminle bağlı çalışıyor, yani takviminde dolu olan saatler danışana hiç gösterilmiyor. Danışan saatini seçiyor, ödemesini yapıyor, randevu takvimine otomatik düşüyor ve görüşme bağlantısı kendiliğinden oluşuyor.
Linki Instagram profiline, WhatsApp durumuna ya da mesajın içine koyabiliyorsun. Danışanın hesap açmasına gerek olmuyor.