Randevu sayfanı kurarken verilen ilk kararlardan biri bu: kaç dakikalık görüşmeler sunacaksın?
Çoğu kişi kendi alışkanlığını yazıp geçiyor. Elli dakikalık seans yapıyorsa elli, bir saatlik ders veriyorsa altmış. Sonra bir süre sonra fark ediyor ki bazı görüşmeler için bu süre fazla, bazıları için yetersiz.
Seçenek çoğaldıkça karar zorlaşıyor
Dört farklı süre sunmak cömert görünüyor ama karşı tarafa iş yüklüyor. Kişi hangisinin kendi durumuna uyduğunu bilmiyor; en ucuzu seçip yetmeyeceğinden endişe ediyor ya da en uzunu seçip fazla ödediğini düşünüyor.
Bu tereddüt randevu almayı geciktiriyor, bazen tamamen engelliyor.
Pratikte iki seçenek çoğu iş için yeterli oluyor: biri kısa, biri tam. Kısa olan belirli bir soru için, tam olan asıl çalışma için. Üçüncü bir seçenek ancak gerçekten farklı bir iş yapıyorsa ekleniyor.
Seçenek sayısını azaltmanın ikinci faydası: kendi takvimin de sadeleşiyor. Dört farklı uzunlukta randevu, gün içinde tahmin edilmesi zor bir yerleşim çıkarıyor.
Hangi süre neye yarıyor
On beş dakika. Tek bir soru, ikinci görüş, kısa bir gözden geçirme. Tanışma görüşmesi olarak da kullanılıyor. Bu süre için ücret alıp almama kararının ayrıntısı kısa görüşme ücretlendirilir mi yazısında.
Otuz dakika. Belirli bir konunun konuşulup bitirilebildiği süre. Takip görüşmeleri, kontrol randevuları, teklif konuşmaları burada rahat ediyor.
Kırk beş dakika. Terapi ve koçlukta en yaygın süre. Konuşmanın ısınması, derinleşmesi ve toparlanması için yer bırakıyor.
Altmış dakika. İlk değerlendirme, kapsamlı planlama, ders. Bir saatin altında sıkışan işler için.
Bunlar kural değil; kendi işinde bir görüşmenin ne kadar sürdüğünü bir ay boyunca not etmek, tahmin etmekten daha iyi sonuç veriyor.
Tampon süreyi unutma
Süre kararının en çok atlanan tarafı, görüşmenin bittiği anda günün devam etmiyor olması.
Not almak, bir sonraki kişiye hazırlanmak, su içmek gerekiyor. Randevular arka arkaya dizildiğinde bu paylar yok oluyor ve gün, toplam süreden çok daha yorucu geçiyor.
Kırk beş dakikalık görüşmeler arasında on beş dakika bırakmak, saat başlarına oturan temiz bir düzen kuruyor. Altmış dakikalık görüşmelerde ise tampon payı ayrıca planlanmadığında gün kayıyor. Bu yerleşim meselesinin tamamı haftalık müsaitliğini nasıl kurgularsın yazısında.
Ücret süreyle doğru orantılı değil
Otuz dakikalık görüşmenin ücretini altmış dakikalığın yarısı yapmak sezgisel geliyor ama hesabı bozuyor.
Kısa görüşmenin dakika başına maliyeti daha yüksek: hazırlık aynı, bağlam değiştirme aynı, takvimdeki bölünme daha fazla. Bu yüzden kısa süreler için oransal olarak daha yüksek bir fiyat kurmak gerekiyor.
Bir başka açıdan: iki tane otuz dakikalık görüşme, bir tane altmış dakikalıktan daha çok emek istiyor. Fiyatın bunu yansıtması makul.
Sonradan değiştirmek serbest
Süre kararını kalıcı bir seçim gibi görmemek gerekiyor. İlk ay elli dakika ile başlayıp bunun uzun geldiğini fark edip kırk beşe inmek, hata değil düzeltme.
Değiştirdiğinde geçmiş randevular etkilenmiyor; yalnızca bundan sonra alınacak randevular yeni süreye göre işliyor.
Takvy bu konuda ne yapıyor
Takvy'de görüşme süresi olarak on beş, otuz, kırk beş veya altmış dakika tanımlayabiliyorsun. Birden fazlasını aynı anda açabiliyor, her birine ayrı ücret verebiliyorsun.
Sayfanda hizmetler süreleriyle ve ücretleriyle yan yana görünüyor; karşı taraf hangisini istediğini seçip ücretini randevu alırken ödüyor.
Müsait saatler Google Takvimindeki doluluğa göre hesaplanıyor, yani dolu olduğun bir saat listede görünmüyor. Süreleri ve ücretleri panelinden istediğin zaman değiştirebiliyorsun.